preloader logo

Demir ihracatçısı da kurda stabilite istiyor

Demir ihracatçısı da kurda stabilite istiyor

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan ile www.insaatnoktasi.com takipçilerine özel röportaj gerçekleştirdik.

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan ile dövizde yaşanan dalgalanmalardan demir çelik sektörünün ihracat hedeflerine, yatırımlardan sektörün sorunlarına kadar pek çok konuyu konuştuk.

1-Ege Bölgesi’nde çelik sektörünün ihracat performansı hakkında bilgi verir misiniz? İhracatta öne çıkan pazarlar nereleri oldu? İhracatta döviz bazındaki artış, miktar bazındaki artışın çok üzerinde görünüyor. Bunu nasıl yorumlamamız lazım?

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 2020 yılında ülkemize 1milyar 361 milyon$ döviz kazandırdı. Bu yıl da ihracat hedefimiz olan 1,4 milyar $’ı Ağustos ayı itibariyle geçtik ve yıl sonunda 2 milyar $ seviyesine ulaşmayı ve yükselen ihracat performansımızı ilerleyen yıllarda da sürdürmeyi hedefliyoruz.

Eylül ayında sektörümüz Türkiye’ye en fazla döviz kazandıran sektör oldu. Ekim ve Ocak- ekim döneminde de yine en fazla döviz kazandıran sektörler arasında yer aldı.

Birliğimiz Ekim ayında yüzde 130’luk rekor artışla ihracatını 115,6 milyon dolardan 266,3 milyon dolara taşırken, son 1 yıllık dönemdeki ihracatı yüzde 61’lik artışla 1 milyar 310 milyon dolardan, 2 milyar 107 milyon dolara taşıdı.

Ocak-ekim döneminde gerçekleştirdiğimiz 1,8 milyar dolarlık ihracattan en fazla pay alan ülkeler sırasıyla Almanya, Birleşik krallık, yemen, birleşik devletler oldu. Bu dönemde özellikle uzak doğuya (hongkong) olan ihracatımız yüksek artış gösterdi.

2-Türkiye’de son 2 aydır herkes döviz kurlarıyla yatıp kalkıyor. Döviz kurlarında baş döndürücü bir değişim var. İhracatçılar olarak dövizdeki dalgalanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İhracatçılar için dövizin artması değer bazında ihracat artışı için olumlu görünse de özellikle demir çelik sektörümüz başta olmak üzere maalesef hammadde ve enerji açısından dışarıya bağlı durumdayız. Her ne kadar ihracattan gelirimiz yükseliyor gibi görülse de ithal ettiğimiz girdilerin de fiyatları yükseliyor. Ayrıca hammadde fiyatlarındaki oynaklık fiyat belirlerken ihracatçı için büyük problem yaratıyor. Bu sebeple biz ihracatçılar için kurda ve ekonomide stabilite ve öngörülebilirlik en önemli faktörler diyebiliriz.

3-Döviz kurlarındaki dalgalanma ne zaman durulur? İhracatçılar döviz kurlarının Türk Lirası karşısında değerlenmesinden ne denli mutlu?

Döviz kurlarında dalgalanma hem dolarla borçlananlar hem de ithal girdi kullananlar için en tehlikeli senaryo diyebiliriz. Önümüzü görebilmek, 1 yıllık projeksiyon yapabilmek ve fiyat belirleyebilmek için kurda ani dalgalanmaların olmaması çok önemli. Kurlardaki dalgalanmanın yakın zamanda azalarak durağan hale geçeceğini umuyoruz. Her ne kadar dolar değerleniyor olsa da asıl olan Türk Lirası’nın büyük oranda değer kaybetmesidir. İhracatçı da olsak tabi ki ülkemizin parasının değer kaybetmesinden mutlu olamayız.

4-Türkiye’de son 2 aydır herkes döviz kurlarıyla yatıp kalkıyor. Döviz kurlarında baş döndürücü bir değişim var. İhracatçılar olarak dövizdeki dalgalanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İhracatçılar için dövizin artması değer bazında ihracat artışı için olumlu görünse de özellikle demir çelik sektörümüz başta olmak üzere maalesef hammadde ve enerji açısından dışarıya bağlı durumdayız. Her ne kadar ihracattan gelirimiz yükseliyor gibi görülse de ithal ettiğimiz girdilerin de fiyatları yükseliyor. Ayrıca hammadde fiyatlarındaki oynaklık fiyat belirlerken ihracatçı için büyük problem yaratıyor. Bu sebeple biz ihracatçılar için kurda ve ekonomide stabilite ve öngörülebilirlik en önemli faktörler diyebiliriz.

5-Döviz kurlarındaki dalgalanma ne zaman durulur? İhracatçılar döviz kurlarının Türk Lirası karşısında değerlenmesinden ne denli mutlu?

Döviz kurlarında dalgalanma hem dolarla borçlananlar hem de ithal girdi kullananlar için en tehlikeli senaryo diyebiliriz. Önümüzü görebilmek, 1 yıllık projeksiyon yapabilmek ve fiyat belirleyebilmek için kurda ani dalgalanmaların olmaması çok önemli. Kurlardaki dalgalanmanın yakın zamanda azalarak durağan hale geçeceğini umuyoruz. Her ne kadar dolar değerleniyor olsa da asıl olan Türk Lirası’nın büyük oranda değer kaybetmesidir. İhracatçı da olsak tabi ki ülkemizin parasının değer kaybetmesinden mutlu olamayız.

6-Çelik sektörüne yapılan yeni yatırımlardan bahseder misiniz?

Bu yıl dahil önümüzdeki 3 yıllık süreç içesinde ilave 17 milyon tonluk üretim devreye girecek. Şu an, 52 milyon ton civarında üretim kapasitemiz var. Yapılacak yatırımların bölgelerini şöyle sıralayabiliriz: Aliağa- izmir, Diliskelesi& Dilovası-Marmara, İskenderun&Osmaniye- Doğu Akdeniz, Kdz. Ereğli.

7- Geçen hafta AB Komisyonu Atık Sevkiyatı Kanunu ile yeşil listeye alınmış atıklar içerisinde yer alan hurdanın ihracatına getirilmesini önerdiği sınırlamalara ilişkin Avrupa Parlamentosu’na ilettiği teklifi yayımladı. Bu bizi nasıl etkiler?

Komisyon, OECD üyesi olmayan ülkelere yapılacak hurda ihracatında, AB çevre standartlarını karşılamayan ülkelere ihracat yasağı da dahil olmak üzere katı tedbirler alınmasını öngörürken, OECD üyesi ülkelerde ise, ihracatın takip edilmesi ve koşulların karşılanmadığı (hurdanın çevresel açıdan sürdürülebilir bir şekilde işlenebilir olmadığı) durumlarda daha hafif kısıtlamalara gidilerek, gerekli koşulların sağlanmasının teşvik edilmesini öneriyor.  AB, OECD ülkelerine yönelik ihracatının % 87.3’ünü, tüm ülkelere toplam ihracatının ise % 66.9’unu Türkiye’ye gerçekleştirdi. AB’nin toplam hurda ihracatının % 23.4’ünün OECD dışına yapılması ve OECD ülkeleri içerisinde de Türkiye’nin % 87.3 oranında yüksek bir paya sahip olması, önümüzdeki dönemde Ülkemizde AB kriterlerinde tanımlandığı şekilde ‘çevresel açıdan sürdürülebilir hurda geri dönüşüm’ koşullarının oluşturulması halinde, (şu an için önemli bir sorun görünmese de) Türkiye’nin bu karardan avantajlı çıkan taraf olmasının ve hurda tedarik koşullarını daha da iyileştirmesinin imkan dahilinde olabileceği değerlendiriliyor.

“ÇELİK KOTALARI ESNETİLEBİLİR”

 AB ile ABD Section 232 vergileri uygulaması konusunda uzlaşmaya vardı. 1 Ocak 2022 itibariyle AB’den gerçekleştirilecek demir çelik ürünleri ithalatında tarife kotası uygulanacak. Bu gelişmenin Türk çelik sektörüne etkileri hakkında bilgi alabilir miyiz?

ABD ile AB’nin uzlaşma açıklamasında yeni bir global sürdürülebilir çelik anlaşması üzerinde çalışmalara başlanacağı, iki kıta arasında çelik endüstrisinde karbon bazlı bir düzenleme konusunun müzakere edileceği belirtildi. Çelik sektörünün karbon salımı açısından en yoğun sektörlerden biri olması sebebiyle emisyon azaltımı ve Çin gibi kirli çelik üreten ülkelerden ürün girişinin kısıtlanmasının hedeflendiği dile getirildi.

Türkiye açısından baktığımızda ABD tarafında Section 232 uygulaması ülkemizden ithal edilen çelik ve alüminyum ürünlerinde halen geçerli olmakla birlikte, AB tarafında ise ithal çelik ürünleri için korunmacı önlem olan kota uygulaması 2023 yılına kadar uzatıldı. Son gelişmelerin ABD pazarında Türk çelik sektörünün AB’li üreticiler karşısında yüzde 25 vergiden dolayı dezavantajlı konuma düşeceğini ancak hem Dünya’nın en büyük çelik üreticisi Çin’den çelik ürünleri girişinin kısıtlanmasının ticarette önümüzü açabileceği hem de ABD’ye ihraç yolu açıldığında AB’de çelik kullanan sektörlerin taleplerinin karşılanamayacağı öngörüsüyle kotaların esnetilme ihtimalinin de gündeme gelebileceği yorumunu yapabiliriz.

8-Yeşil mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi uygulamasından en fazla etkilenecek sektörlerin içerisinde çelik ve alüminyum yer alıyor. Hızla aksiyon alıp firmaları bilgilendirmek ayrıca Bakanlıklar seviyesinde ülke içerisinde bir emisyon ticaret sistemi kurulması önem arz ediyor. Bu anlamda hangi aksiyonları alıyorsunuz?

AB’nin açıkladığı Fitfor 55 paketi kapsamında sınırda karbon düzenlemesi ile ilgili detaylar oluşmaya başladı. 2023-25 yılları arası geçiş dönemi olacak, 2026 yılında ise sınırda karbon düzenlemesi mekanizması devreye girecek. Bu kapsamda ihraç edeceğimiz demir çelik ürünlerinde belirlenmiş emisyon sınırının üzerinde emisyon yaratıldığının belirlenmesi halinde ilave ödeme yapılması gerekecektir. Türk çelik sektörünün temsilcileri olarak Avrupa Birliği ile gerekli görüşmelerin yapılarak, ülkemizin söz konusu düzenlemeye tabii tutulmamasını talep ediyoruz. Ayrıca bu sebeple en hızlı şekilde ülke olarak emisyon ticaret sistemini devreye almamız ve karbon ticaretinin kendi içimizde çözmemiz gerekiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tarafından yayımlanan İklim Değişikliği ile Mücadele Raporunda' yer alan Emisyon Ticaret Sistemi kurulduktan sonra da AB ile aramızdaki karbon fiyat farkının sektörümüze yansıtmamasını istiyoruz.

DEMİR ÇELİK SEKTÖRÜMÜZÜN KARBON EMİSYONU DÜNYA ORTALAMASININ ALTINDA

9-Demir çelik fiyatlarında demir cevheri ve hurda önem taşıyor. Cevher fiyatı son aylarda düşüş gösterirken, yeşil üretim için önemli hale gelen hurdanın fiyatında düşüş görmüyoruz. İkisinde de Çin önemli etkiye sahip, Rusya da hurda ihracatı vergisini yükseltiyor. Önümüze dönük nasıl planlar yapıyorsunuz? Hammadde fiyatları çok değişken, kaliteli hurda bulmakta sıkıntı yaşanıyor mu?

Dünya çelik üretiminin %75’i BOF ve %25’i elektrikli ark ocaklarıyla yapılırken ülkemizde üretim %70 EAF, %30 BOF ile yapılmaktadır. Diğer bir deyişle Türkiye modern tesislerde ve daha çevreci bir üretimi benimseyerek üretmekte. Atmosfere saldığımız karbon emisyonu ise dünya ortalamasının altında. EAF ile üretim yaptığımız için çoğunlukla hurdaya bağlı bir üretimimiz var diyebiliriz. Çin başta olmak üzere tüm dünya emisyonlarını azaltmak için geleneksel yüksek fırınlı üretimi değiştirme yolunda yatırım yapmaya başladı. Özellikle Çin’in hurda talebi artıyor, AB, OECD dışındaki ülkelere hurda ihracatını sınırlıyor, Rusya hurda ihracatına uyguladığı 70 Euro vergiyi artırıyor. Bu konuda neler yapılmalı şöyle sayabiliriz; Türkiye’de hurda işleme tesislerini artırmalıyız çünkü kaliteli hurda bulma şansı azalıyor dünyada EAO arttıkça. Ayrıca Aliağa’da Dünya’da parmakla gösterilen büyük bir gemi söküm kümelenmesi mevcut; bu tesislerinin de kapasitesi kaliteli hurda eldesi için çok önemli. Diğer yandan DRI ve HBI gibi hammaddelerin de nasıl alternatif olarak kullanılabileceği konusunda girişimlerde bulunulmalı.

10- “İnşaat sektöründe işler durma noktasına geldi, inşaatlar durdu eleştirileri var” İnşaat sektöründe demirin payı ne, bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnşaat sektörünün temelini inşaat demiri ve çimento oluşturuyor. Tüm dünyada, Çin de en büyük sebeplerden biri olmak üzere inşaat demirine talebin düşüşte olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde de hurda fiyatlarının artışından ve kurdaki oynaklık sebebiyle hem iç piyasada hem ihracatta bir durgunluk söz konusu. Girdi fiyatlarının çok yüksek olması sebebiyle inşaat maliyetleri oldukça arttı, diğer yandan maalesef piyasada da ev fiyatlarında bir balon oluştu ve bu iki etken satışların yavaşlamasına sebep oldu.

11-Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Sürdürülebilirlik URGE Projesi için Ticaret Bakanlığı’na başvurusunu yaptı. Bu projenin amacı ve bundan sonraki yol haritası hakkında bilgi verir misiniz? Yeşil mutabakat kapsamında başka ne tür çalışmalar planlıyorsunuz?

Yeşil mutabakat ve birçok ülkenin uygulamaya koydukları eylem planları yeni bir dünya düzenini işaret etmektedir. Amaç Dünya’yı korumak için iklim krizinin önüne geçebilmekken sektör olarak tabi ki bizler de üzerimize düşeni yapmalı, bu esnada sektör firmalarımızın da ihracat potansiyellerini artırmaya devam etmeliyiz. Bu çerçevede Birlik olarak çeliğin sürdürülebilir bir topluma katkısını en üst düzeye çıkarmak amacı ile oluşturulan Responsible Steel girişimine üye olduk, aynı sektörden paydaşlarımızla bir araya gelerek nasıl daha sorumlu üretim yapılabilir hususunu tartışıp temiz üretim yapan firmaların sertifikalandırılmasını amaçlıyoruz. Diğer yandan sektörümüzden 14 firma ile Ticaret Bakanlığı Uluslararası Rekabetin Geliştirilmesi Tebliği kapsamında “sürdürülebilirlik” odaklı URGE projesi başvurumuzu yaptık. Diğer yandan bölgemizdeki sektör temsilcilerimizin katılımları ile bir odak grup toplantısı ve ihtiyaç analizi çalışması başlatarak sektörün hangi konularda eksikliğinin olduğunu tespit edeceğiz. Ayrıca uluslararası düzeyde bir bilgilendirme semineri ile firmalarımıza yeşil dönüşüm ile ilgili ışık tutmayı planlıyoruz.

12-Yeşil mutabakatla birlikte ark ocaklarının sayısı artar mı? Bundan hurda piyasası nasıl etkilenir?

Tabi ki, zaten Çin başta olmak üzere hem ABD’de yeni yatırımlar yapılıyor hem de AB artık hurdayı kendi kullanarak daha temiz üretim yapmaya yönelik girişimlerde bulunuyor. Bu doğrultuda tüm dünyada hurdaya talep artacağı için beklentimiz kısa vadede hurda fiyatlarının bu fiyatlardan çok da aşağıya düşmeyeceği yönünde. Orta vadede ise yukarı yönlü bir gidişat öngörüyoruz.

  13.   Demir-Çelik sektörü 2022 yılını nasıl karşılayacak?

Demir çelik sektörü 80’li yıllardan beri akçt kapsamında devletten destek almayarak sıfırdan var olan ve kendini geliştirerek bugünlere gelen bir sektör. 2018-2020 yıllarında sıkıntı yaşayan sektörümüz demir çeliğe olan talebin geri gelmesi ile olumlu yönde etkilendi. 2022’de de

2021 yılına benzer gelişmelerin yaşanacağını düşünüyor ve Türk demir çelik sektöründe yaşanan olumlu havanın önümüzdeki senede devam edeceğini öngörüyoruz.

 14.   Çin’in karbon salınımını azaltmak için üretimini azaltması piyasalara nasıl yansıdı?

Çin’in 2021 yılı için hedefi 2020 yılı üretimini geçmemekti. Bu sebeple özellikle yılın sonuna doğru üretimini iyice kıstı. Diğer yandan Çin’de bir konut/gayrimenkul krizi de yaşanıyor. Çinlilerin sahip olabileceği konut sayısına da kısıtlama getiriliyor. Ayrıca yeşil mutabakata da taraf olduğu için Çin’in hızlı şekilde temiz üretime geçiş yapmaya başladığını anlayabiliyoruz. Çin hurda konusunda ana ithalatçı olma yolunda gidiyor 2022-2023 yıllarında. Çin’in üretimini azaltması tabi ki bizler için bir fırsat oldu, Çin’in ihracat pazarlarından çıkması ile bizim için yeni fırsatlar doğdu diyebiliriz.

15-Demir çelik sektörü pandemide de üretime devam etti? Sektörü pandemi nasıl etkiledi?

Demir çelik sektörümüz ana pazarlarımız olan ABD ve AB pazarlarında uygulanmakta olan korunmacı önlemler, ilave vergiler ve iç piyasadaki tüketimin azlığı sebebiyle iki yıldır zorlu bir süreç geçirmekteydi. 2020 yılına bu sıkıntıları firmalarımızın yeni pazarlar, katma değerli üretime yönelme girişimleri ile azaltarak girdik ancak tabi ki pandemi etkisini hem sektörümüzde hem de tedarikçisi olduğumuz çelik kullanan sektörlerde gösterdi. Yine de salgın başlangıcından itibaren 1-2 aylık süreçte yavaşlasak da sektör firmalarımız bu zorluğu da büyük başarı ile göğüsledi ve hızla adapte olarak sektörü yeniden güçlendirmeyi başardı. Şimdi ise pandemi gibi olağan dışı bir durumdan çıkmışken hammadde fiyatlarının artışı, enerji krizi ile karşı karşıyayız, gelişmeleri çok yakından takip ediyor, yeni duruma adapte olabilmek için önlemlerimizi alıyoruz.

  16.   Amerika Birleşik Devletleri’nde Trump’un gidip, Biden’ın gelmesinin iki ülke arasındaki ticareti nasıl etkilemesini bekliyorsunuz?

ABD, 2018 yılında "ulusal güvenlik" gerekçesiyle başladığı ithal çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uygulama kararına AB ülkelerini de dahil etmişti. Yoğun görüşmelere rağmen AB tarafı, dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ı, çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10'luk gümrük vergisi uygulama kararından vazgeçirememişti. Biden ise Trump ile kıyasladığımızda daha ılımlı bir yaklaşım sergiliyor gibi görünüyor çünkü yaklaşık 3 yılın sonunda Biden yönetimi AB ve ABD alüminyum ve çelik gümrük vergileri konusunda anlaşmaya varıldığı, yeni bir transatlantik iş birliği dönemine geçildiğini açıkladı

Son dönemde gündemin sıcak konularından birisi de asgari ücret. Asgari ücret 2021 yılı başında 380 dolara karşılık gelirken bugün 225 dolar seviyesinde. Dolar bazında asgari ücretin alım gücünü koruyabilmesi için yüzde 70 civarında zam yapılması anlamına geliyor. Değerlendirmeniz nedir?

Yükselen enflasyonun hepimizin alım gücünü olumsuz etkilediği yadsınamaz bir gerçek. Türkiye’de çalışan kayıtlı 15 milyon civarında işçi bulunuyor, çalışanların yaklaşık %40’ı ise asgari ücretle çalışıyor. Geçtiğimiz sene yapılan zama ilave olarak bu sene de ciddi bir iyileştirme yapılması halkın refahı için kaçınılmaz. Tabi ki sanayicilere ücretlerin artması durumunda ilave maliyetler oluşacak ancak hükümetin de vergilendirme sisteminde uyarlamaya gitmesi, işverene finansal olarak destek olması çok mühim.


Röportaj: Nihal Özken

Kullanıcı deneyimini arttırmak ve web sitemizin trafiğini analiz edebilmek için bazı çerezler kullanıyoruz. Bu nedenle web sitemizin kullanım verilerinizi analiz ortaklarımızla paylaşıyoruz. Çerez kullanım detaylarımız için "Gizlilik Sözleşmesi" sayfamızı ziyaret ediniz.